İdare Hukuku

Sahiller ve Plajlar Halka Açık mı? Kıyı İşgali, Plaj Giriş Ücreti ve Hukuki Yollar

Av. Sevda Şahin İhsanoğlu 3 Kasım 2026 18 dk okuma 19 görüntüleme
Bir tarafı çitle kapatılmış plaj işletmesi, diğer tarafında halkın serbestçe yürüyebildiği açık kıyı şeridi
📑 İçindekiler

Deniz, göl ve akarsu kıyıları, hukuk düzenimizde herkesin yararlanmasına açık kamusal alanlardır. Uygulamada ise bazı otellerin, plaj işletmelerinin ve kıyıya komşu taşınmaz sahiplerinin kıyıyı şezlong, çit veya tel örgüyle kapattığı, giriş ücreti istediği ya da vatandaşın denize ulaşmasını engellediği görülmektedir.

Bir kıyının hukuken kime ait olduğu, işletmenin hangi hizmet için ücret alabileceği ve erişimin engellenmesi hâlinde hangi yollara başvurulabileceği; Anayasa, 3621 sayılı Kıyı Kanunu, Türk Medeni Kanunu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve Türk Ceza Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Önemli Bilgi: Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Ancak "kıyı" ile "sahil şeridi" aynı kavram değildir. Sahil şeridinde özel mülkiyet bulunabilir; buna karşılık kıyı, özel mülkiyete konu olamaz.

Kıyı, Kıyı Kenar Çizgisi ve Sahil Şeridi Nedir?

Kıyılara ilişkin hakların doğru değerlendirilebilmesi için öncelikle Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki temel kavramların bilinmesi gerekir.

  • Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgidir.
  • Kıyı kenar çizgisi: Kıyı çizgisinden sonraki kum, çakıl, kaya, taş, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırıdır.
  • Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alandır.
  • Sahil şeridi: Deniz ve göl kıyılarında, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alandır.
AlanHukuki DurumHalkın Kullanımı
KıyıDevletin hüküm ve tasarrufu altında, özel mülkiyete konu olamazHerkesin eşit ve serbest kullanımına açık
Sahil şeridinin ilk 50 metresiÖzel mülkiyet bulunabilir, ancak yapı yapılamazYaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreasyon amaçlı düzenlenebilir
Sahil şeridinin geri kalanıİmar planı ve Kıyı Kanunu sınırları içinde yapılaşma mümkün olabilirMülkiyet ve imar durumuna göre değişir

Anayasa'ya Göre Kıyılar Kimindir?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesi şu hükmü içermektedir:

📜 Anayasa m. 43

Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.

Bu düzenlemeyle kıyılar, belirli bir kişinin, işletmenin veya topluluğun tekeline bırakılamayacak, kamu yararı öncelikli olarak kullanılması gereken alanlar olarak güvence altına alınmıştır.

Kıyı Kanunu Ne Düzenliyor?

Anayasa'nın 43. maddesi doğrultusunda çıkarılan 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. maddesi kıyılara ilişkin genel esasları belirlemektedir. Buna göre:

  • Kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
  • Kıyılar herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır.
  • Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
  • Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.
  • Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir.

Kanunun 6. maddesine göre kıyılarda kural olarak yapı yapılamaz. Ancak kamu yararının gerektirdiği hâllerde, uygulama imar planı kararıyla iskele, liman ve benzeri kanunda sayılan yapılara izin verilebilir. Bu istisnai yapılar da kıyının herkesin yararlanmasına açık olma niteliğini ortadan kaldırmaz.

Kıyılar Özel Mülkiyete Konu Olabilir mi?

Hayır. Kıyılar, Türk Medeni Kanunu'nun 715. maddesi kapsamında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir ve kural olarak özel mülkiyete konu olamaz, zilyetlik yoluyla da kazanılamaz.

Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bir alan geçmişte tapuya kaydedilmiş olsa bile, Hazine tarafından açılan tapu iptali ve terkin davalarıyla bu kayıtların iptali gündeme gelebilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2022 tarihli, E. 2021/9667, K. 2022/1750 sayılı kararında, belediye adına kayıtlı bir taşınmazın kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan kısmının tapu kaydının iptaline ilişkin hüküm onanmış; kararda Anayasa'nın 43. ve Kıyı Kanunu'nun 5. maddelerine dayanılmıştır.

Bu tür davalarda kıyı kenar çizgisinin, uzman jeolog veya jeoloji mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi aracılığıyla, idarenin belirlediği çizgiyle karşılaştırılarak denetime elverişli biçimde tespit edilmesi gerekir.

Hukuki Not: Sahil şeridindeki bir taşınmazın özel mülkiyette olması mümkündür. Bu nedenle "sahilde olan her yer kamu malıdır" şeklinde genel bir değerlendirme doğru değildir. Belirleyici olan, ilgili alanın kıyı kenar çizgisine göre konumudur.

Sahil Şeridindeki İlk 50 Metre Neden Önemli?

Kıyı Kanunu'na göre sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir. Yapı yaklaşma mesafesi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanlar ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreasyon amacıyla kullanılmak üzere düzenlenebilir.

Taşıt yolları da sahil şeridinin kara yönünde, yapı yaklaşma sınırının gerisinde kalan alanda düzenlenebilir. Bu kural, kıyı boyunca kesintisiz yaya kullanımının ve kıyıya ulaşımın korunması bakımından önem taşır.

Otel veya Plaj İşletmesi Kıyıyı Kapatabilir mi?

Kıyılar herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğundan, bir otelin veya plaj işletmesinin kıyıyı çit, tel örgü, kapı, şezlong duvarı veya benzeri engellerle tamamen kapatarak yalnızca kendi müşterilerine tahsis etmesi Kıyı Kanunu'nun temel ilkesiyle bağdaşmaz.

Kıyı alanında işletme faaliyeti yürütülebilmesi için ilgili idareden alınmış bir kullanım izni bulunması gerekir. Bu izin, işletmeye belirli hizmetleri sunma imkânı verir; ancak kural olarak vatandaşın kıyıya erişimini ve denizden yararlanmasını tamamen engelleme yetkisi vermez.

Kullanım izninin kapsamı, izin verilen alanın sınırları ve izin koşulları her işletme bakımından farklı olabileceğinden somut olayda izin belgesinin içeriği önem taşır.

Plaja Girişte Ücret Alınabilir mi?

Kıyıdan yararlanma ve denize girme hakkı, Kıyı Kanunu'nun "herkesin eşit ve serbest olarak yararlanması" ilkesi gereği kural olarak bir ücret ödenmesine bağlanamaz.

Bununla birlikte şezlong, şemsiye, duş, soyunma kabini, tuvalet, otopark veya yiyecek-içecek gibi işletme tarafından sunulan hizmetler için ücret alınması mümkündür. Hizmet bedeli ile kıyıya erişim bedeli birbirinden ayrılmalıdır.

Uygulamada bazı işletmelerin zorunlu "hizmet paketi" adı altında fiilen giriş ücreti talep ettiği görülmektedir. Hizmetten yararlanmak istemeyen kişinin kıyıya ulaşması bir ücrete bağlanıyorsa, bu durum kıyının serbest kullanımı ilkesi bakımından sorun oluşturabilir.

Dikkat: Ören yeri, milli park, özel çevre koruma bölgesi veya benzeri özel statüye sahip alanlarda giriş ücreti, kıyı kullanımından bağımsız olarak o alana ilişkin özel mevzuata dayanabilir. Bu nedenle her ücret talebinin hukuka aykırı olduğu söylenemez; alanın statüsü ve ücretin dayanağı ayrıca incelenmelidir.

Kendi Havlusuyla Kıyıda Oturmak Mümkün mü?

İşletmenin hizmetlerinden yararlanmayan bir kişinin, kendi havlusu veya eşyasıyla kıyıda bulunması ve denize girmesi, kıyının herkesin kullanımına açık olması ilkesinin doğal sonucudur.

Ancak bu hak, kullanım izni verilmiş alanın düzenine, kamu düzenine, çevre ve temizlik kurallarına ve diğer kullanıcıların haklarına uygun şekilde kullanılmalıdır. İşletmeye ait şezlong, şemsiye veya diğer donatıların ücret ödenmeden kullanılması ise farklı bir durumdur.

Güvenlik Görevlisi Vatandaşı Kıyıdan Çıkarabilir mi?

5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında özel güvenlik görevlilerinin yetkileri, kural olarak izin verilen görev alanıyla sınırlıdır. Kıyı ise Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamusal bir alandır.

Bu nedenle "burası otel misafirlerine özeldir" denilerek vatandaşın kıyıdan uzaklaştırılmaya çalışılması, özellikle cebir, tehdit veya hakaret içeriyorsa ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir. Böyle bir durumda tartışmayı büyütmek yerine olayın belgelenmesi ve kolluğa haber verilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Sahile İnen Yolların Kapatılması Hukuka Aykırı mı?

Bu sorunun cevabı, kapatılan yolun hukuki niteliğine bağlıdır.

  • Kapatılan alan kıyının kendisi veya imar planında kamuya ayrılmış bir yol ise, engelin kaldırılması için idari başvuru yapılabilir.
  • Sahil şeridinin ilk 50 metresinde yaya kullanımını engelleyen yapı ve tesisler Kıyı Kanunu bakımından ayrıca değerlendirilir.
  • Kapatılan patika özel mülkiyetteki bir taşınmazın içinden geçiyorsa, mülk sahibinin bu geçişi kapatması her durumda hukuka aykırı sayılmayabilir. Bu durumda kıyıya ulaşımın imar planındaki yollar üzerinden nasıl sağlanacağı ilgili belediyeden sorulmalıdır.

Kıyı İşgalinde Hangi Kurumlara Başvurulabilir?

Kıyıya erişimin engellenmesi veya kıyının işgal edilmesi hâlinde birden fazla kuruma başvuru yapılabilir. Başvuruların yazılı yapılması ve delillerle desteklenmesi önerilir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü

Kıyı kenar çizgisinin tespiti, kıyı ve sahil şeridindeki kullanım izinleri ve izinsiz yapı ve işgallerin denetimi bakımından ilk başvurulacak kurumlardan biri ilgili ilin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüdür. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların yönetimine ilişkin işlemler bakımından Millî Emlak birimleri de yetkilidir.

Valilik ve Kaymakamlık

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere yapılan tecavüzlerin mülki amir tarafından kaldırılmasını ve haksız kullanım için ecrimisil alınmasını düzenlemektedir. Kıyıya çekilen çit, tel örgü veya kıyıyı işgal eden tesisler bakımından valilik veya kaymakamlığa bu kapsamda başvuru yapılabilir.

3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun ise ağırlıklı olarak zilyetliğe yapılan tecavüzleri düzenlediğinden, kamu malı niteliğindeki kıyılar bakımından öncelikle 2886 sayılı Kanun ve Kıyı Kanunu hükümleri dikkate alınmalıdır.

Belediye

Ruhsatsız yapılar, imar planına aykırı kullanımlar ve işletmelerin ruhsat koşullarına aykırılıkları bakımından ilgili belediyenin zabıta ve imar birimlerine şikâyette bulunulabilir.

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü

Kıyıyı kapatan işletme turizm işletmesi belgeli bir tesis ise, belge koşullarına aykırılık nedeniyle Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne de başvurulabilir.

CİMER ve Bilgi Edinme Başvurusu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden ilgili bakanlıklara başvuru yapılabilir. Ayrıca 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında ilgili idareden kıyı kenar çizgisi, işletmeye verilen kullanım izni ve izin koşulları hakkında bilgi talep edilebilir. Bu bilgiler, sonraki başvuru ve davalarda önemli bir dayanak oluşturabilir.

Kıyı İşgali Suç Oluşturur mu?

Kıyının işgal edilmesi veya kıyıya erişimin engellenmesi, somut olayın özelliklerine göre farklı suç tiplerini gündeme getirebilir.

  • Hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m. 154): Maddenin ikinci fıkrası, ortak yararlanılan yerlerin hakkı olmadan zapt edilmesini veya bu yerlere el atılmasını düzenler. Kıyıların işgali bu kapsamda değerlendirilebilir.
  • İmar kirliliğine neden olma (TCK m. 184): Kıyıda veya sahil şeridinde ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı yapılması bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
  • Kıyı Kanunu'nun ceza hükümleri: Kıyı Kanunu'nun 15. maddesi, Kanun hükümlerine aykırı fiiller bakımından ayrıca ceza hükümleri içermektedir.
  • Tehdit, yaralama ve hakaret: Kıyıya erişimin engellenmesi sırasında tehdit (TCK m. 106), kasten yaralama (TCK m. 86) veya hakaret (TCK m. 125) niteliğinde eylemler gerçekleşirse bunlar ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 25.03.2013 tarihli, E. 2013/736, K. 2013/13121 sayılı kararında, Hazine taşınmazına yapılan tecavüz iddiasında taşınmazın Kıyı Kanunu'na göre kıyıda veya sahil şeridinde kalıp kalmadığının araştırılması ve sonucuna göre TCK'nın 184. maddesi ile Kıyı Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Hukuki Not: Kıyıya erişimin engellenmesi tek başına "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" (TCK m. 109) suçunu oluşturmaz. Bu suç, kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinin fiilen ve hukuka aykırı olarak kısıtlanmasını gerektirir. Yalnızca kıyıya girişin engellenmesi, kural olarak bu kapsamda değerlendirilmez.

İdari Yargı Yoluna Başvurulabilir mi?

İdarenin kıyıda yapılaşmaya izin vermesi, kıyının halkın erişimini engelleyecek biçimde kullanıma tahsis edilmesi, kıyı kenar çizgisinin hukuka aykırı belirlenmesi veya kıyıya erişimi kısıtlayan imar planı değişiklikleri gibi işlemlere karşı idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine göre idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması hâlinde yürütmenin durdurulması da talep edilebilir.

Davacının dava konusu işlemle menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Kıyıdaki İhlaller Nasıl Belgelenir?

İdari başvuru, suç duyurusu veya dava aşamasında ihlalin somut olarak ortaya konulabilmesi için olay anında aşağıdaki bilgilerin korunması faydalı olabilir:

  • Kıyıyı kapatan çit, tel örgü, kapı veya şezlong düzeninin fotoğraf ve videoları,
  • Tarih, saat ve konum bilgisi,
  • İşletmenin adı ve varsa tabela bilgileri,
  • Giriş ücreti talep ediliyorsa fiş, fatura veya ücret tarifesinin görüntüsü,
  • Engelleme sırasında söylenen sözlere ilişkin tanık bilgileri,
  • Kolluk birimlerine başvurulduysa tutanak örneği.
Dikkat: Görüntü kaydı alınırken diğer kişilerin özel hayatının gizliliğine ve kişisel verilerine özen gösterilmelidir. Delil amacıyla alınan kayıtların sosyal medyada kişileri teşhir edecek şekilde paylaşılması ayrıca hukuki sorunlara yol açabilir.

2026'da Kıyı Yönetimine İlişkin Güncel Gelişmeler

9 Ağustos 2026 tarihli ve 33335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 81. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Buna göre Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca uygun görülecek kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, güvenlik ve temizlik gibi işletme uygulamalarına ilişkin işlemler, belediyeler ve mahalli idare birliklerinin yanı sıra Bakanlığın ilgili birimlerince de yürütülebilecektir.

Bu değişiklik kiralamanın usulüne ilişkin bir yönetmelik düzenlemesidir. Kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olduğuna ilişkin Anayasa ve Kıyı Kanunu hükümlerini değiştirmemektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Plaj işletmesi denize girmemi engelleyebilir mi?

Kıyılar herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açık olduğundan, işletmenin kıyıya erişimi ve denize girmeyi tamamen engellemesi Kıyı Kanunu'nun temel ilkesiyle bağdaşmaz. İşletmenin hizmetlerinden ücretsiz yararlanılması ise ayrı bir konudur.

Şezlong ve şemsiye için ücret alınabilir mi?

Evet. İşletme tarafından sunulan şezlong, şemsiye, duş ve benzeri hizmetler için ücret alınabilir. Ancak kıyıya erişimin bu hizmetlerin satın alınması şartına bağlanması sorun oluşturabilir.

Kıyı ile sahil şeridi aynı şey mi?

Hayır. Kıyı, kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır ve özel mülkiyete konu olamaz. Sahil şeridi ise kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönündeki en az 100 metrelik alandır ve özel mülkiyet bulunabilir.

Kıyıda tapusu olan yer var mı?

Kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan alanlar özel mülkiyete konu olamaz. Geçmişte bu alanlarda oluşturulmuş tapu kayıtları, Hazine tarafından açılan davalarla iptal edilebilir.

Kıyı işgalini nereye şikâyet edebilirim?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne, valilik veya kaymakamlığa, ilgili belediyeye ve CİMER'e başvurulabilir. Suç oluşturan eylemler bakımından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.

Otel güvenliği beni kıyıdan çıkarabilir mi?

Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri kural olarak görev alanlarıyla sınırlıdır ve kıyı kamusal bir alandır. Cebir, tehdit veya hakaret içeren müdahaleler ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.

Kıyıya inen yolun kapatılması her zaman suç mudur?

Hayır. Yolun kamuya ait olup olmadığı belirleyicidir. Özel mülkiyetteki bir taşınmazın içinden geçen patikanın kapatılması ile kıyının veya kamuya ayrılmış bir yolun kapatılması aynı şekilde değerlendirilmez.

Sonuç ve Değerlendirme

Kıyılar, Anayasa'nın 43. maddesi ve Kıyı Kanunu'nun 5. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyı özel mülkiyete konu olamaz; sahil şeridinin ilk 50 metresi ise yapılaşmaya kapalı olup yaya kullanımına ve rekreasyon amacına yöneliktir.

Plaj işletmeleri sundukları hizmetler için ücret alabilir; ancak kıyıya erişimi ve denize girmeyi bir ücrete bağlayamaz veya kıyıyı fiziki engellerle kapatamaz. Bununla birlikte alanın özel statüsü, kullanım izninin içeriği ve mülkiyet durumu her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Kıyıya erişimin engellenmesi hâlinde idari başvurular, suç duyurusu ve idari yargı yolları birlikte veya ayrı ayrı kullanılabilir. İhlalin hukuka uygun şekilde belgelenmesi ve başvurunun doğru kuruma yapılması, sonuç alınması bakımından önem taşır.

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte yer alan açıklamalar hukuki görüş veya hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Her somut olay kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, madde 43
  • 3621 sayılı Kıyı Kanunu, madde 4, 5, 6 ve 15
  • Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 715
  • 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu, madde 75
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, madde 86, 106, 109, 125, 154 ve 184
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, madde 7
  • 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun
  • 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
  • Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik ve 9 Ağustos 2026 tarihli, 33335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklik
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/9667, K. 2022/1750, 03.03.2022
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2013/736, K. 2013/13121, 25.03.2013
Paylaş:
Av. Sevda Şahin İhsanoğlu

Av. Sevda Şahin İhsanoğlu

Kurucu Avukat

Av. Sevda Şahin İhsanoğlu, 2001 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuştur. İstanbul Barosu'na 28533 sicil numarası ile kayıtlı olup, 2006 yılında Şahin Hukuk Bürosu'nu kurmuştur. Ticaret Hukuku alan...